Yetenek ile ilgili Kompozisyon Örneği

Yetenek: Doğuştan Gelen Gizemli Bir Armağan
Yetenek, insanoğlunun kendini gerçekleştirme yolculuğunda ona ışık tutan bir kandil gibidir. Kimi zaman içimizde saklı kalır, fark edilmeden yıllar geçer. Kimi zamansa bir kıvılcımla parlayıverir, bizi bambaşka bir yola sürükler.
Çocukluğumda yetenek kelimesi benim için sadece “resim yapabilen”, “güzel şarkı söyleyebilen” kişilerle sınırlıydı. Oysa yaş aldıkça gördüm ki, yetenek yalnızca sanatla sınırlı değil. Bir çocuğun başka bir çocuğun ağlamasını fark edip yanına gitmesi bir yetenek olabilir; empati yeteneği. Bir kadının evine gelen misafirleri bir bakışta anlayıp onların haline göre davranması da bir yetenek; insan ilişkileriyle ilgili güçlü bir içgörü. Ya da bir adamın karmaşık problemleri kısa sürede çözüme kavuşturması, analitik düşünme yeteneğinin bir yansımasıdır. Yetenek hayatın her anında, her alanında karşımıza çıkabilir.
Yetenek Doğuştan mı Gelir?
İnsanlar sıkça bu soruyu sorar: “Yetenek doğuştan mı gelir, yoksa sonradan mı kazanılır?” Belki de bu sorunun kesin bir cevabı yoktur. Bazı insanlar gerçekten de küçük yaşlardan itibaren olağanüstü bir yetenek sergileyebilir. Beş yaşında piyano çalan, notaları hiç çalışmadan hafızasında tutabilen çocuklar vardır. Onlar bir bakıma “doğuştan yetenekli” kabul edilir. Ama aynı çocuk, uygun ortamda büyümezse, yeteneği beslenmezse, zamanla sıradanlaşabilir. Yani doğuştan gelen yetenek, gelişimle, ilgiyle, çalışmayla harmanlanmazsa bir tohum gibi çürüyebilir.
Öte yandan, hiçbir şekilde dikkat çekmeyen ama yıllar boyunca disiplinle, inatla çalışan insanlar da bir noktada “yetkin” hale gelir. Bu da bize gösterir ki yetenek, emekle yoğrulduğunda çok daha anlamlı bir şeye dönüşür: Ustalığa.
Toplumun Yetenek Üzerindeki Etkisi
Bazen toplum, bireyin yeteneğini köreltir. “Sanatla karın mı doyacak?” diyen bir baba, çocuğunun ressam olma hayalini yerle bir edebilir. Ya da “Sen matematikten anlamazsın, boşuna uğraşma” diyen bir öğretmen, bir dâhinin potansiyelini törpüleyebilir. Halbuki toplum olarak yapmamız gereken şey, her bireyin içinde bir kıvılcım olduğunu kabul etmek ve o kıvılcımı alevlendirmesine yardımcı olmaktır.
Yetenek, fark edilmek ister. Birinin “Senin bunda iyi olduğunu düşünüyorum” demesi, bazen insanın hayatını değiştirebilir. Bu yüzden öğretmenlere, ailelere, arkadaşlara çok iş düşer. Bir çocuğun resmine hayran kalmak, bir gencin yazdığı şiire içtenlikle “Ne güzel yazmışsın” demek, onun içindeki potansiyelin dışa vurulmasına yardımcı olabilir.
Kendi Yeteneklerimizi Fark Etmek
Çoğu zaman kendimizi tanımakta zorlanırız. Ne yapmaktan keyif alıyoruz? Hangi işte saatlerin nasıl geçtiğini fark etmiyoruz? Bunlar, kendi yeteneklerimizi keşfetmek için ipuçları olabilir. İnsan, içindeki sesi dinlemeyi öğrendiğinde, hangi alana meyilli olduğunu daha iyi anlar. Çünkü yetenek, sadece başkalarının takdiriyle değil, kişinin kendi içsel tatminiyle de beslenir.
Benim için yazmak, böyle bir şeydi. İlk başta kimse okumasa da yazmaya devam ettim. Kelimelerle oynamak, duygularımı kâğıda dökmek bana iyi geliyordu. Zamanla yazdıklarım birilerinin yüreğine dokunmaya başladı. İşte o zaman anladım: bu, benim yeteneğimdi.
Yetenek ve Disiplinin Dansı
Yetenek, tek başına yeterli değildir. Ona eşlik eden bir partner vardır: disiplin. Bir ressamın her gün tuvalin başına oturması, bir müzisyenin saatlerce prova yapması, bir yazarın her gün birkaç sayfa yazması… Tüm bunlar yetenekle değil, disiplinle mümkündür. Yetenek size başlama gücünü verir; disiplinse sizi sürdürülebilir kılar. Bu iki unsur bir araya geldiğinde başarı kaçınılmaz olur.
Yani, yetenekli olabilirsiniz ama o yeteneği geliştirmediğiniz sürece başkalarının gerisinde kalabilirsiniz. Nice yetenekli insanların, sabırsızlıkları yüzünden yarıda bıraktığı hikâyeleri vardır. Öte yandan, sıradan bir yetenekle yola çıkan ama azmiyle, sabrıyla zirveye çıkan insanların da sayısı az değildir.
Yetenek Kıskanılır mı?
Maalesef evet. İnsan doğası, bazen başkalarının parlayan yönlerini kendi eksiklikleri gibi algılar. “O ne kadar güzel çiziyor, ben asla yapamam” ya da “Keşke onun gibi konuşabilsem” gibi cümleler, çoğu zaman kıskançlığın maskelenmiş halleridir. Oysa herkesin parladığı alan farklıdır. Biri çizer, biri anlatır, biri hisseder, biri çözer. Her bir yetenek, kendine has ve değerlidir. Başkalarının yeteneklerine hayran olmak yerine, kendi içimizdekini bulmak bizi daha çok besler.
Yetenek ve Zamanın Kesiştiği Nokta
Hayatın farklı dönemlerinde farklı yetenekler ortaya çıkabilir. Çocukken fark edilmeyen bir beceri, bir yetişkinin hobisi haline gelebilir. 50 yaşında resme başlayan biri, birkaç yıl içinde sergi açabilir. Ya da emeklilikte müziğe başlayan bir kadın, birden bire bir grubun solisti olabilir. Bu da bize şunu gösterir: Yetenek için geç kalınmaz. Sadece onun sesine kulak vermek gerekir.
Yetenek, bir hediyedir ama bu hediyeyi açmak ve anlamlandırmak bize düşer. Her insanın içinde bir veya birkaç yetenek gizlidir. Önemli olan, onları keşfetmek, üzerine gitmek ve tutkuyla sarılmaktır. Belki bu yol kolay olmayacaktır ama bir yeteneği yaşatmak, insanın ruhunu doyurur. Ve insan, ruhunu doyurabildiği sürece gerçekten yaşar.
Yetenek Kompozisyonu ile ilgili Sorular ve Cevaplar
1. Yetenek doğuştan mı gelir, sonradan mı kazanılır?
Her iki durum da mümkündür. Bazı insanlar doğuştan belirli alanlara daha yatkındır; bazıları ise zamanla emek ve deneyimle bir yeteneği geliştirebilir.
2. Yetenek ile ilgi alanı arasında fark var mıdır?
Evet. İlgi, bir konuya karşı duyulan meraktır. Yetenek ise bu konuda gösterilen doğal başarıdır. Ancak ilgi, zamanla yeteneğe dönüşebilir.
3. Toplum yeteneği nasıl etkiler?
Toplum, bireyin yeteneğini destekleyebilir ya da bastırabilir. Aile, eğitim sistemi ve çevre, yeteneğin gelişmesinde büyük rol oynar.
4. Yetenek tek başına başarı getirir mi?
Hayır. Yetenek, potansiyeldir. Disiplin, emek ve istikrarla birleşmediği sürece başarıya ulaşmak zordur.
5. Kıskançlık yetenek gelişimini etkiler mi?
Evet. Başkalarının yeteneklerine odaklanmak, kendi yeteneğimizi gölgede bırakabilir. Bunun yerine kendi güçlü yönlerimize odaklanmak gerekir.